Bugünlerde aramız bozuk
Bektaşi bir kasabaya uğramış. Bakmış ki çoluk çocuk bütün kasaba halkı toplanmış, feryad figan ediyor. Bektaşi, “Ne oluyor yahu” diye sormuş.
“Yağmur duasına çıkıyoruz” demişler.
“Bir yağmur için bu kadar feryat edilir mi? Ben size istediğiniz kadar yağmur yağdırayım” demiş.
“Yağdır bakalım” demişler.
Bektaşi bir tas su istemiş. Su gelince gömleğini çıkarıp ıslatmış, sıkmış, kurusun diye bir çalının üstüne koymuş. Birkaç dakika sonra sel gibi yağmur boşanmaya başlamış. Halk bektaşinin elini öperek, “Evliya mısın nesin be mübarek” demişler. Baba eliyle gökyüzünü göstererek, “Bugünlerde aramız bozuk” demiş. “Bu işi gömleğim kurumasın diye yaptı. Yoksa bende ne evliyalık ne de kerametten eser yoktur.”
(Türk Edebiyatında Bektaşi Fıkraları, Dursun, Yıldırım, Akçağ Yayınları 286)